Merhaba

SORULAR VE CEVAPLAR...


Cevabını bildiğimiz soruları sormak gibi huylarımız var çoğumuzun bu soruyu soranımızda soranımızda ama kelimesi ile açığa çıkan bir durum var. Belki de sınamak için, belki de farklı bir araştırma yapmadan önce bir fikir alışverişinde bulun ya da karşımızdakini çok bilmişliğimizle birlikte ezmek için sorarız bazı soruları, bazen de vicdanen rahat etmek adına bir çok soru sorarız kendimize. Soruların cevabı hazırdır aslında ama nedense bir teyit etme havasına giriyoruz kendi kendimize, doğruda olsa da bazı durumlarda da aynı soruya aynı doğru cevabı vereceğim bekliyoruz (cevabı yanlış olsada kendimiz için bir haklılık istiyoruzuz). Sorulardan kastım bütün sorular anlaşılmasın tabi, örnek olarak  buradaki sorularıgösterebilirim. Linke tıklayıp okumak zor geliyorsa bunu ileri sürecek edeceğim soruları ama linke tıklayıp bir beğeni bekliyoruz.

Bu sorulara cevap vermek isterdim doğrusu ve herkesin kendi zihninde cevaplarında da, lakin bu sorulara verilecek cevaplarım çok iç açıcı değil, burada kendime sorup cevapladım. Genel bir cevap vermeden önce tahminen yazar bu soruları sorarken kendinde cevapları hazırdı diye düşünüyorum. Cevabı olmayan bir soruyu sormak zaten saçmalıktır. Mesela ben "iki çift rakamın çarpımından önce çıkan tek rakamlı sonuç hangisidir" diye sorsam ne kadar saçma mı bir soru sordu ne zamana yaklaşır ve bunlar kesinlikle doğru tepkiler olur. Linkini paylaştığım yazıya alıntılarıyla yorum katmaya çalıştım umarım doğru analizler yaptımdır tabi bunun kararını yazarın tarihinde yapıldı.

Soru şu sekilde;

İyilik neydi? İyilikler iyilik miydi?

Ardından başka bir soru, cevap taslağını;

Yoksa miydi mi? Bir şeyi istemediği ama bizim yardım ettiğimizde bu yüzden bizde bir iyilik sayılır mıydı?

Sonraki soru zaten yazarın geçmişi yaşanmışlığından önce çıkan ve cevabını bildiği bir soru hissini veriyor;

Birini intiharın eşiğinden kurtarma ne kadar iyilikti? Ne kadar doğruydu? O sırada beklemediği iyiliği görmesi mümkün müydü?

Ve en ilginç olanı yazarın cevaplarına pek çok itibar etmediği sorular ki burada burada vereceğim cevaplara bende fazla itibar etmiyorum doğrusu;

Fedakarlık gerçek miydi? Fedakarlık insani miydi, ruhani mi? Neyin izin ediliyor kadar fedakar olabilirdik? Kimlere yaptığın iyilikler fedakarlık sayılabilirdi?

Son sorular bütünü kapsıyor gibi, dönüp dolaşıp samimiyetsiz bir dünyayı sorgulama dolaşıyor;

Ve insan neden ve ne zaman kendine iyilik yapıyor başlardı? Ne zamana kadar yapabilirdi? Acı çeken ruhları sonsuz sessizliğe ve karanlığa gömmek doğru bir iyilik yöntemi sayılır mıydı? Bu soruları cevaplasam, soruyken nerede kadar değerli kaldılar mıydı?

Aklımda olmayan ancak sorulmasının çok elzem olduğu bu soruları yanıtlamak gerçekten çok zor, vicdani ve samimiyet olduğu bakınca. Aklımda olmayan bu yazının tabi ki müsebbibi olan  @edebiyat 'dır. Bu yazının açılması çıkışına sorularıyla yol  açılır @yesimeren 'in hoşgörüsüne sığabilecek ve kendimce yorumlarla kaleme aldım.

Nedense bu yazımda aklımda uçuşan cümleleri kaleme alırken çok sürükleyici bir yazı açıp çıkmaya çalışıyorsanız, biraz oluyorigüzel olduğundayla acele oldu, sabırla okuduğunuz için teşekkür ederim ...

 

Bu yazı daha önce steemit blogumda ettiğinizi ...

e.avina 

How do you rate this article?

0


avina
avina

Zaman içinde bir garip yolcuyum... I'm a strange traveler in time...


Merhaba
Merhaba

Merhaba ben avina

Publish0x

Send a $0.01 microtip in crypto to the author, and earn yourself as you read!

20% to author / 80% to me.
We pay the tips from our rewards pool.

Page not displaying correctly?